Konuşmalarım

KONUŞMA 1 

TARİH:8 Haziran 2007

YER: Levent Kız Meslek Lisesi

KONUŞMA: Tatil Hakkındaki Konuşmam

TATİL

Yaz tatilinin yaklaşması ve ısınan hava siz sevgili öğrencilerimizi derslerden alıp bambaşka diyarlara götürmüşken bir Cuma sabahı ders öncesinde dinleyeceğiniz nasihatlerin sizlere ne kadar çekici gelebileceğini tahmin edebiliyorum. Merak etmeyin nasihat etmeyeceğim, sizlere şunu yapmalısınız, bunu yapmalısınız da demeyeceğim. Boş zamanlardan hani şu hiç boş zamanım da yok deyip geçiştirdiğimiz anlardan bahsetmek istiyorum sadece. Bu yaz tatilinde neler yapacağınızı planladınız mı? Yoksa hala notlarım ne olacak soruları ile mi? Boğuşuyorsunuz. Yaz tatili boyunca tabii ki bol bol gezecek, eğlenecek, yüzecek ve tatilin tadını doyasıya çıkaracaksınız. Size önerim daha önce hiç yapmadığınız şeyleri yapmak için bu yaz tatilini bir fırsat olarak değerlendirmenizdir. Saymaya kalksam öyle uzun bir liste çıkabilir ki; Tiyatroya gitmek, bir müzik konserine, baleye, operaya gitmek. İstanbul’da daha önce fırsat bulup gidemediğiniz tarihi mekânları ziyaret etmek, müzeleri ve sanat galerilerini gezmek… Vs. vs. vs. Daha önce yapmaya fırsatınız olmayan şeyleri yapmak için bu yaz tatilini kaçırmayın. Kendinize her gün şunu sorun. Bugün daha farklı ne yapabilirim. Yaz tatili boyunca geçen günleriniz birbirinin tekrarından ibaret değil, her gününüz bir öncekinden farklı ve zengin olsun. Bilgi birikiminizi ve genel kültürünüzü zenginleştirmeye çabalayın. Sizlerden önce bu hayatı yaşamış, ondan çeşitli tatlar almış ve bu hayattan nasıl zevk alınacağını, neyin doğru neyin yanlış olacağını sizlerle paylaşan insanların eserlerini yani kitapları okuyabilirsiniz. Eğer imkânınız varsa bir müzik aleti çalmayı öğrenmek için kursa gidebilirsiniz. Bazı ilçe belediyeleri bu kursları ücretsiz ya da çok düşük ücretli gerçekleştirebiliyor. Yüzme bilmiyorsanız, yüzme kurslarına katılabilirsiniz. Doğa ve spor üzerine açılmış kulüplere üye olarak diğer kulüp üyeleri ile ortak etkinlikler yapabilirsiniz. Resim yeteneğinize güveniyorsanız boya tüplerinizi, tuvalinizi, fırçanızı alıp resim yapmak için kırlara gidebilirsiniz. Ama şunu da söyleyebilirsiniz içinizden, benim bunları yapacak imkânım yok, hem olsa da nasıl yapacağım nereden başlayacağım ki. Olmaz ki… Bir insan bir şeyi yapmak isterse mutlaka yapar. Ama önce nasıl yapamam nasıl olmazı, olmaz ki yit değil nasıl mümkün olabilir, nasıl yapılabiliri düşünmeniz gerekir. Çünkü size verilen en büyük hediye yani zaman geçer gider ve siz yıllar sonra da aynı sözleri kendi kendinize söylerken bulursunuz. Önünüzde yaşanmamış bir yaz var. O şimdilik bomboş. Onu güzel ve anlamlı yaşamak sizin elinizde. Bunlar birer nasihat değil sadece birer öneri idi. Dilerseniz yaparsınız dilerseniz yapmazsınız. Seçim size ait olacaktır…

Erman GEÇER Çocuk Gelişimi/Okulöncesi Eğitimi Öğrt.

KONUŞMA 2 

TARİH:23 Nisan 2005

YER: Kılıçalipaşa İlköğretim Okulu

KONUŞMA:23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Konuşmam

85 YIL MI 85 SANİYEMİ?

Sayın Okul Müdürüm, Değerli Öğretmen Arkadaşlarım, Sevgili Öğrenciler ve Bugün aramızda olup bu mutlu günü bizlerle yaşayan değerli misafirler; Bugün 23 Nisan 1920 evet 23 Nisan 1920…Hayır hayır yanlış duymadınız beni. Bugün Ulusumuzun yükselişinin temelinin atıldığı, Milli Mücadelemizin gözbebeği Meclisimizin kurulduğu gün. Ben 1920 yılında o 23 Nisan gününü yaşıyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Sanki Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün birkaç dakika önce açılmışçasına mutluyum, sevinçliyim, içim içime sığmıyor. İşte bugün çizildi Türk ulusunun Demokrasiye, özgürlüğe ve bağımsızlığa giden yolu. Bugün yazıldı modern Türkiye’nin geleceği. 23 Nisan takvimlerdeki alışıldık günlerden biri değil bizler için. Bugün Türk Uygarlığının Demokrasi ve Özgürlüğe yelken açtığı, toplumun bu değerleri bir ulus bilinci ile kucakladığı ve bir meclis kurarak ulus egemenliğinin kalesini inşa ettiği gündür. Bizler için bu kadar önemli 23 Nisanlar… Atalarımız neden bu mücadeleyi verdiler biliyor musunuz? Çünkü vatanlarını çok seviyorlardı, ülkelerine yürekten bağlıydılar, bayrağımızın sonsuza dek dalgalanması en büyük sevdalarıydı, onlar geleceği, gelecekteki sizleri düşünüyorlardı bu mücadeleyi verirken. Yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı bugünü Çocukların, sizlerin bayramı olarak ilan ederken de ülkemizin geleceğinin solmayacak umudu, pırıltılı gözlerinde hayatın canlığını taşıyan, her biri karanlığı aydınlatacak birer güneş olacak Türk evlatlarını düşünüyordu. Çocuklar geleceğimizdir deriz ya… Sizler geleceksiniz… Ve ne Mutlu bana ki geleceğimi görebiliyorum, gelecekten yani sizlerden umutluyum, sizlere güveniyorum, sizlere inanıyorum, sadece ben değil bütün Türk ulusu size inanıyor. Okulları her sabah dolduran 18 Milyon öğrenci semaları Türküm Doğruyum Çalışkanım nidalarıyla çınlatırken bu ulus size neden güvenmesin ki… 85 yıl önce veya az önce Türk Bağımsızlığına, egemenliğine ve kendimize olan inancımız eksilmedi aksine daha da arttı, daha da güçlendi… Tam 85 yıldır bu ulus kendi geleceğine kendi karar veriyor. Tekil bir baskının altında ezilmiyor, çoğunluğun fikir zenginliği ve çağdaş insani değerlerin aydınlattığı yolda emin adımlarla ilerliyor. Bizler bizden öncekilerden aldığımız bayrağı nasıl gururla taşıyorsak, ilerde bu bayrağı yarının genç nesilleri olacak sizlere teslim ettiğimizde de daha büyük gururla taşımak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey var. Sadece ve sadece çalışmak. Çünkü sadece çalışan insanların umudu, umudu olanlarında mutlu bir geleceği olur. Bugünün çalışkan çocukları, yarının çalışkan gençleri ve nihayetinde çalışkan toplumudur. ÇOCUKLAR! BU GÜZEL BAYRAM TÜM ULUSUMUZA VE SİZLERE KUTLU OLSUN! DAHA NİCE 23 NİSANLARA…

KONUŞMA 3 

TARİH:11 Eylül 2005

YER: Levent Kız Meslek Lisesi

KONUŞMA: Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Konuşmam

BAŞLANGIÇ

Sayın Müdürüm, Değerli Öğretmen Arkadaşlarım, Saygıdeğer Veliler ve Sevgili Öğrenciler konuşmamın başında hepinizi saygıyla selamlıyorum. Her Eylül ayında yaşanan tatlı bir telaştır okula dönüş. Gerek öğrenciler gerekse öğretmenler uzun bir yaz tatilinin ardından yine okula dönerler sevinç ve heyecan içinde. İşte bugün bu heyecanı hep beraber paylaşıyoruz. Aramıza yeni katılan 1. sınıf öğrencilerimiz belki biraz daha fazla heyecanlılar.8 yıllık temel eğitimin ardından lise eğitimlerine başlamak onların hayatlarının bekli de en önemli dönüm noktalarından biri. Artık çocuk olarak değil genç olarak kabul görecekleri, şimdiye kadar gördükleri eğitimi daha da ileri götürecekleri ve mesleki eğitime başlayacakları bir eğitim yuvası Levent Kız Meslek Lisesi. Yeni öğrencilerimizin önlerinde 4 güzel yıl var. Bugün onlar için bir başlangıç. Hepimiz için bir başlangıç. Her yeni başlangıç içinde umudu ve azmi barındırmalı ki son da güzel ve mutlu olsun. Sevgili öğrenciler sizlerden öğretmenleriniz olarak isteğimiz çalışkan, saygılı ve birbirinize karşı anlayışlı olmanız. İnanın bu üç özelliği bir arada taşırsanız, karşınıza çıkacak hiçbir zorluk sizi yıldırmayacak ve başarıya ulaşacaksınız. Sayın veliler; sizlerden de içten dileğimiz, bugün buraya ilk ve son gelişiniz olmasın. Okulumuzu sık sık ziyaret edin, okulumuza ve öğretmenlerimize eğitim çalışmalarımızda her anlamda desteğinizi esirgemeyin. Çünkü veli-okul işbirliği olmadan eğitim faaliyetleri istenen başarıyı yakalayamaz. Bizlerinde öğretmenler olarak üzerimize düşen önemli sorumluluklarımız var. Şundan hiç şüpheniz olmasın ki hayattaki en değerli varlığınız çocuklarınız değerli bir eğitim kadrosuna emanet. Bir üst sınıf öğrencilerimiz, sizler geçen yıl bu okuldaydınız. Artık okulu ve öğretmenlerinizi tanıyorsunuz. Sizleri de çok önemsiyoruz. Çünkü okulumuzun eğitsel ve kültürel başarısının temsilcisi sizler olacaksınız. Meslek Lisesi olmamız nedeniyle çalışma hayatını daha henüz okul sıralarında tanıma imkânına sahip olmanız kanımca çok değerli bir fırsattır. Bu durumu gerçekten iyi değerlendirin. Eğitiminiz sürerken, iş tecrübenizi de geliştirin. Ve unutmayın ki sizler de tıpkı biz öğretmenleriniz gibi dışarıda okulumuzu temsil eden birer bireysiniz. Lütfen bu bilinci kazanın. Gençler, dersleri iyi dinleyin ve derslerinize çalışın. Gerçekten; içten, isteyerek okula gelin. Sorunlarınız elbette olacaktır. Başa çıkamayacağınız problemleri gelip öğretmenlerinizle paylaşın. Göreceksiniz deneyimli ve anlayışlı öğretmenleriniz sizlere destek olacaktır. Devletimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN Türkiye’sinin yükselişinde siz gençlere olan inanca ve güvene layık olmak gibi bir misyonu taşıdığınızı ise sakın unutmayın. İnsanın hayatına günlük yaşamı dışında da düşünceleri ve idealleri, geleceğe ait umutları yön verir. Sizler bugünden bu ideallerinizi oluşturmaya, geleceğinizi inşa etmeye başlayacaksınız. Ve bu mücadelenizde öğretmenleriniz en büyük destekçiniz olacak. 2005-2006 Eğitim-Öğretim yılının tüm öğretmen ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

KONUŞMA 4 

TARİH:29 Mayıs 2006

YER: Levent Kız Meslek Lisesi

KONUŞMA: İstanbul’un Fethi

YAŞAYAN TARİH İSTANBUL

Sayın Müdürüm, Değerli Öğretmen Arkadaşlarım ve Sevgili Öğrenciler konuşmamın başında hepinizi saygıyla selamlıyorum. Takvim yaprakları 29 Mayıs 2006’yı gösteriyor bugün. Bundan tam 553 yıl önce bugün doğduğumuz, yaşadığımız bu güzel şehir, Osmanlı Devleti tarafından fethe edildi. O gün Orta Çağ son buldu. Yeni bir çağ başladı. Yeni Çağ Osmanlının Devletten İmparatorluğa dönüşümüne sahne oldu. Ve İmparatorluğun başkenti de İstanbul’du. O dönemin İstanbul’u şu an yaşadığımız şehir kadar büyük ve kalabalık değildi. Orta Çağdaki geleneksel yüksek sur duvarlarıyla korunan bir kent yapısı vardı. Türklerden önce defalarca kuşatılmış, farklı millet ve kavimlerce istilaya uğramış bir kentti. Roma İmparatorluğu ikiye bölündüğünde Batı Roma’nın merkezi İtalya’daki Roma kenti iken Doğu Roma İmparatorluğu yani Bizans’ın başkenti Konstantinopolis olarak belirlenmişti. O dönemin dünyasında İstanbul her devletin rüyalarını süsleyen bir kentti. Bulunduğu coğrafi konum nedeniyle ticaret yollarının kesiştiği bir noktada gelişmişti. Kültürel ve ticari açıdan zengin bu kentin ele geçirilmesi Osmanlı Devleti için yaşamsal bir önem arz ediyordu. Bunu ilk fark eden Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt olmuştu. Anadolu Hisarını inşa ettirerek İstanbul ile ilgili planları hayata geçiren oydu. Çok genç bir yaşta henüz 21 yaşında tahta geçen II. Mehmet Osmanlı Devleti için hedef olarak o zaman ki adı ile Konstantinopolis’i seçti. İstanbul bir Deniz kenti idi. Karadan ne kadar kuşatılırsa kuşatılsın Denizden getirilen yardımlarla geçmişindeki bütün kuşatmaları direnişle kırmayı başarmıştı. Türkler denizci bir millet değildi. Denizden abluka alınamayan bu şehrin tek zayıf yönü surlarının yeni geliştirilen silahlara karşı dayanıksız olmasıydı. Kendiside aynı zamanda bir mühendis olan II. Mehmet barut ve top teknolojisini kullanmaya karar verdi. O zaman için devasa boyutlarda toplar hazırlandı. Ve Türkler İstanbul kapılarına geldiklerinde II. Mehmet’in ilk teklifi Bizans İmparatoruna şehri savaşmadan Teslim et oldu. Aynı Teklifi Galata kentine de yapmış ve Galata kenti Dükü şehrin Anahtarını II. Mehmet’e vermişti. Ancak Bizans İmparatoru tarafından bu teklifi olumsuz karşılanan II. Mehmet İstanbul’a bu kadar yaklaşmışken vazgeçemezdi. Üç ay süren kuşatma boyunca her iki tarafta çok asker kaybetti. Sonunda 29 Mayıs 1453 günü artık yüzyılların yorgunluğuna ve top güllelerine dayanamayan surlar yıkıldı. O andan itibaren Fütuhat düşüncesi ile hareket eden Osmanlı ordusu şehre tamamen hâkim oldu. II. Mehmet şehir halkına hiçbir zarar verilmemesini emretti. Ve halkın sevgi gösterileriyle kente girdi. Yanındaki onu yetiştiren Hocası Akşemseddin’i padişah sanan halk padişahın gençliği karşısında şaşkına döndü. Geçmiş işte böyle hikâye ve anılarla dolu. Ama bunlar çok uzun zaman önce idi. Önemli olan şimdi, şu an bizim yaşamımıza olan etkisidir. Bizler, bizlerin anne-babaları bu kente gelip ekmeğini yiyip, suyunu içebildiysek bunun tek sebebi bizlerin atalarının ve özelde bu şehri Fetheden ulu hakan FATİH SULTAN MEHMET’İN hayal edip o hayali gerçekleştirmek konusundaki azmidir. Onlar bu dünyadan göçüp gitseler de geride bıraktıkları eserlerin ve her günü ile gurur duymamız gereken tarihimizin bilincinde olmak biz yeni neslin en önemli felsefesi olmalıdır. Yürekten ve içten; Türkler cani değildir, Türkler asimile etmez, Türkler katliam yapmaz. Türkler birlikte yaşadıkları diğer millet ve dinlerden insanlara karşı hoşgörülüdür diyebilmemiz için tarihimizi ve kültürümüzü hafızalarımızda her zaman canlı tutmak, onu yozlaştırmamak, içini boşaltıp, hurafe ve kısır çekişmelerle yıpratmamak zorundayız. Tarih ve tarihi meydana olaylar günümüzün şartları ve felsefesi ile değil, o olay ve süreçlerin geçtiği zamana göre yorumlanmak zorundadır. Aksi olursa anlatılanlar ve söylenenler tarih değil sadece dedikodu ve masal haline gelir. Tarihini bilmeyen bireyler hafızasını kaybetmiş insanlar gibidir. Hangi yöne gideceklerini ve kim olduklarını bilemezler. Tarihinizi okuyun, bilin. Doğruya yönelmenin ilk şartı okumaktır. Teşekkür ederim.

KONUŞMA 5 

TARİH:04 Aralık 2006

YER: Levent Kız Meslek Lisesi

KONUŞMA: Hafta Başı Konuşma Görevim

SAYGI

İnsanlar birbirleriyle iletişim kurarak anlaşabilirler. İletişim 3 boyutlu bir kavramdır. Birinci boyutu yüz yüze olan iletişim yani sözlerimiz, ikincisi jest ve mimiklerimizle anlattıklarımız yani tavırlarımızdır. Üçüncü boyut ise karşımızdaki ile iletişimdeyken taşıdığımız niyettir. Medeni insanlar birbirleri ile düzeyli ve iyi niyetli bir iletişime girmelidirler. Ama istenen bu olsa da maalesef iletişimde mutlaka bozulmalar olacaktır. İletişimde bulunan taraflardan birinin hatası anlaşmayı olanaksız hale getirebilir. Ancak bir de önemli bir kavram var ki hele bugünlerde eksikliğini daha da bir hisseder hale geldik. İnsanlar birbirleriyle iletişimdeyken karşılıklı saygı ve iyi niyetlerini korumakta zorlanıyorlar mı? Birbirlerini anlayamıyorlar mı? Birbirlerine tahammülleri yok mu? Yoksa takvim yapraklarındaki günlerin geçmesine ve dünyadaki günlerini tüketmelerine rağmen insanlar olgunlaşamıyorlar mı? Öğretmen öğrencisini anlayamıyor mu? Öğrenci öğretmenine ve ya arkadaşına nasıl saygı duyacağını ya da içindeki saygıyı nasıl yaşatacağını bilemiyor mu? Sorular… Sorular… Sorular… Bu soruları çoğaltabiliriz? Fakat önemli olan soruları sormaktan çok onlara cesurca cevap verebilmektir. Günümüzde giderek bireyler arasındaki özsaygının hem kendine hem karşısındakine dönük saygı duyma istek ve ihtiyacının azalmakta olduğunu yaşayarak hissediyoruz. İnsanlığımız teknolojik açından gelişirken, bildiklerimiz artarken, bizi biz yapan değerlerimizi tüketiyoruz. Birbirimize saygı duymak zor değil, ama nasıl yapacağız. Nasıl saygı duyacağız. Her şey olgunlaşmaktan geçiyor. Olgunlaşacağız… Çevremizdekilerin hatalarını hoş görmeyi öğrenerek. Kendimizi onun yerine koyup” acaba ben olsaydım ne yapardım” diyerek… Kabalık ile nezaket arasındaki farkı anlayarak hareket edeceğiz. Kabalık güç, nezaket zayıflık değildir? Bunu çok iyi anlamak zorundayız. Öğrencisiniz. Taşıdığınız önemli bir sıfat bu. Daha hayata tam hazır değilsiniz. Hayata burada hazırlanıyorsunuz. Bunları okulda öğrenip uygulamaya geçirmek sizin için çok önemli olmalı. Bireysel gelişimizin kalitesi olgunlaşmış, saygılı ve nezaket kurallarını kavramış olmanıza bağlıdır. Yarın bir hazır giyim atölyesinde veya bir anaokulunda ya da güzellik salonunda, herhangi bir yerde sizden ders notlarınız, okul başarınız beklenmeyecek. Birlikte çalıştığınız insanlar sizden nezaket, anlayış bekleyecek, velileriniz ya da müşterileriniz sizi davranışlarınızla değerlendirecek. Bunu unutmayın. Birbirinize karşı acımasız olmayın. Küsmeyin, derin tartışmalara girmeyin, birbirinizi anlamaya çalışın. Karşınızdaki insana saygı duyun. Bunu yapmak ne zor ne de pahalıdır. Bir insanın başkasına duyduğu saygı aslında kendine duyduğu saygıdır.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s